Tarihi Eserler Kenti Antakya

Pek çok dinin bir arada yaşadığı, tarihi eserlere yüzyıllardır ev sahipliği yapan medeniyetler şehri Hatay’ın Roma İmparatorluğu’ndan kalan tarihi kalıntılara ve izlere, tarihi arkeoloji müzesine sahip merkez şehridir Antakya. Bu bölgeyle anılmaya devam eden Asi Nehri şehrin ikonik bir parçası olup ilin en büyük akarsuyu olma özelliğini taşımaktadır. Evvel zamanda bağımsız bir bölge olan Hatay, 9 Ocak 1517 yılında Yavuz Sultan Selim’in Gazze’den Mısır’a doğru yola çıkmasıyla başlayan Mısır Seferi sırasında Osmanlı İmparatorluğu’nun himayesi altına alınmıştır. İlerleyen zaman içerisinde 2 Eylül 1938 yılında bağımsızlığını ilan eden bir Türk devleti olmuştur.

Antakya

 

29 Haziran 1939 yılı itibarıyla ise Devlet Hatay olarak daanılan Hatay Devleti Büyük Millet Meclisinin gerekçeli kararları dolayısıyla Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne katılmış akabinde “Hatay İli” olarak anılmaya başlanmıştır. Merkez şehir Antakya’da yürütülen arkeolojik araştırmalar sonucunda Tunç Devri ve Kalkolitik Çağ’da bir sürü insana yuva olmuş bir şehir olduğu ortaya konulmuştur.

Sanayi ve Ticaretin Kalbi

Sanayi ve ticaretin kalbi olarak Antakya (eski ismiyle Antioch) Hatay’ın diğer ilçelerine de bu anlamlarda imkanlar sunmuştur. Milattan önce 64 senesinde bu ilçe Roma İmparatorluğu’na katılmıştır. Milattan sonra 1. Yüzyılın başlarında Hristiyanlığın Antakya’ya doğuşu ile bu din ilk defa Kutsal Toprak Kudüs dışında yayılmış oldu. 2. Kutsal bölge ilan edilen Antakya’da, İsa Peygambere (Hz. İsa a.s.)  inanan bireylere ilk defa “Hristiyan” ünvanı verildi. İlk Kilise olan St. Pierre Kilisesi, St. Pierre’in (Aziz Petros olarak da bilinen)  ibadetini gerçekleştirdiği yeri ibadethane olarak kullanmasıyla Hristiyanlığa inananlara açılan ilk ibadethane oldu.

Antakya Roma Dönemi

Bunun gerçekleşmesini izleyen süreçte Antakya Roma’nın önde gelen büyük şehirlerinden biri haline geldi ve maddi ve toprak zenginliği anlamında oldukça zengin bir şehirdi. Şehir göz kamaştıran mozaiklerle süslü, mabetler, çeşitli taştan yapılan, Roma kültürüyle harmanlanmış han ve hamamlar, sanat müzeleri ile kaplıydı. Tanzimat fermanının ilan edilmesinin hemen ardından olaylar silsilesi başladı. I. Dünya Savaşı sırasında itilaf devletleri Osmanlı İmparatorluğu aleyhine işbirliği yapmaya başladılar.

1938 yılında Mondros Ateşkes Antlaşması imzalandı ve fakat buna rağmen Fransızlar bölgeyi işgal deydiler. Türk Ordusu batıda savaş vermekten harap düştüğü için bölge için bir süreliğine anlaşmaya varıldı.  Başkomutan Mustafa Kemal Atatürk 1923 yılında Akdeniz’e gelişiyle halkın kurtarılma haykırışını duydu ve kurtarış sinyalini “Kırk asırlık Türk yurdu düşman elinde esir kalamaz.” cümlesiyle vermiş oldu.